İki yıl süren Rus işgali bitmiş, yeni bir sayfa açılmıştı. Ancak tablo pek de iyimser değildi. Ailelerinden birini ya da birkaçını muhacirlikte açlığa, hastalığa teslim ederek, geri dönmeyi başarmış halk, döndüklerinde daha da yoksul bulmuşlardı Sürmene'yi. Üstelik birçok evin erkeği gittikleri cepheden bir daha geri dönmemişti. Yetim ve öksüz çocuklar gelecekleri belirsiz ve çaresiz, ortalığı doldurmuştu.
Sürmene eşraflarından Kıralizade Hasan Tahsin, bu karamsar tablonun üstesinden gelmenin eğitimden geçtiğini görecek bilgi ve görgüye sahip bir kişiydi. Hasan Tahsin Bey, bir dönem Rusya'da müteahhitlik yapmış, işgal yıllarında da Sürmene'de kalarak Türk kesiminin sözcülüğünü üstlenmiş, ilçenin ileri gelen kişilerindendi.
Bu zat, ıstiklâl Savaşının devam ettiği yıllarda kendi imkânlarıyla önemli bir eğitim hamlesine girişerek, evinde bir okul açtı. Hasan Tahsin'in bu okulu, o yıllarda Kazım Karabekir tarafından ülkenin değişik yörelerinde; şehit, yetim ve öksüz çocukların toplanarak eğitim verildiği Eytam Mekteplerinin bir örneğiydi.
Çoğu yetim çocuklarının eğitim gördüğü Eytam Okulunun Müdürü Rasim Bey'di. Öğretmenleri ise: ısa Bey, Abdullah Efendi, Kulaçzade ısmail Bey, Muhsin Efendi ve Ömer Hulusi Bey'den oluşmaktaydı.
Az da olsa kızların da eğitim gördüğü okulun öğrencileri üniformalıydı ve okulun bir de Bando Mızıka ekibi vardı. Okulun tüm masrafları Hasan Tahsin Bey tarafından karşılanıyor; öğrenciler okuma-yazma, Rusça, Din gibi derslerin yanında ayakkabıcılık, demircilik gibi sanatları da öğreniyorlardı.
1922 yılında 'Yetim Babası' olarak anılan Kazım Karabekir, Erzurum'da açtığı Eytam Okulunda eğitim gören öğrencileriyle birlikte Sürmene'ye gelmiş ve burada bir de piyes sahnelemişlerdi.
Sürmene'de üç gün kalıp ayrıldıktan sonra Hasan Tahsin'in Eytam Okulu da bir piyes hazırlıklarına başlamıştı.
Provalardan sonra piyesi sahnelemek üzere başlarında Rasim Bey, Kulaçzade Muhsin ve ısmail Bey olduğu, yedisi kız, altmış üç kişilik bir öğrenci gurubuyla deniz yoluyla Trabzon'a hareket edildi. Trabzon Ferah Lokantasında, lokanta sahibi Namık Baba tarafından verilen bir ziyafetten sonra, aynı gün Lemsa Vapuru ile 1923 yılının 10 Haziran günü ıstanbul'a doğru yola çıkıldı. Sürmeneli yetimlerin piyesi, üç gün kaldıkları ıstanbul'da beğeniyle izlenince, Ankara'ya gidildi. Asıl amaç piyesi Ankaralılara sahnelemekten ziyade Mustafa Kemal Paşa'nın huzuruna çıkmak ve okullarına destek bulmaktı. Yetimlerin piyesi burada ıstanbul'daki kadar ilgi görmese de, Mustafa Kemal okulu Köşkte kabul etti.
Mustafa Kemal’in ızmir’e gittiğini duyan okul, Ankara’daki üçüncü günün sonunda trene atlayıp ızmir’e hareket etmiş, ikinci kez Gazi’nin huzuruna çıksa da bekledikleri ilgiyi görememişlerdi. Bu kabul sırasında öğrencilerden Cafer Küçükali, Hasan Tahsin’in yazdığı bir metni okumuştu.
Eytam Mektebi Sürmene'ye döndükten sonra eğitim faaliyetlerine son verdi. Kazım Karabekir’in kurduğu ülkedeki diğer Eytam Mektepleri de beş yıl içinde birer birer kapandı.