|
ARAP KAYMAKAM
13.08.2006 01:06:46 |
Sonraları Libya Başbakanı olacak Anadolu’nun efsane kaymakamı Sadullah Koloğlu’nun yolu 1920’li yıllarda Sürmene’ye de düşmüştü
(...) Nöbetçiler silah kullanırsa ne yapacaklarını sordum. "Sen karışma, biz o işleri halletmeyi biliriz" dediler. Ancak içim rahat etmemişti. Onl...
|
|
|
| |
|
|
KARADENİZ’DE GURBET YOLCULUĞU
13.08.2006 01:09:42 |
Sürmene halkı yıllar öncesinde tanıştı gurbetle. Toprak engebeliydi, kolay kolay tarla açılamıyordu. Daha doğrusu, olan tarım alanları da, hem ekonomik hem de insanları doyurabilme yönünden yeterli olamıyordu. İşte bu durum insanları denize yöneltti. Topraktan yararlanamayınca, uçsuz bucaksız deniz umut oldu. Ve gurbet yolu gözüktü. Balıkçılar yunus, palamut ve mersin balığı avlamak için Karadeniz'e doğru yelken açtılar.
|
|
|
| |
|
|
GİDEN GELMİYOR... ACEP NEDENDİR?
13.08.2006 01:13:06 |
1970 yılında ömrümün en önemli sınavlarından ikisine girmiş ve ikisinden de başarıyla çıkmıştım. Önce Trabzon Lisesi, ardından İstanbul'daki Darüşşafaka Lisesi sınavlarını kazanmıştım. Tercihimi Darüşşafaka'dan yana kullanınca 11 yaşımda gurbetle tanışmıştım.
İstanbul'a gitmek müthiş bir heyecan veriyor insana. Büyük bir kent, modern bir hayat, köyde ve kasabada bulunmayan birçok olanak... ...
|
|
|
okunma :909 | yazar :
Hilmi Köksal Alişanoğlu | puan :34 |
Yorum :0
Yazının Devamı »
|
|
|
İSTANBUL BOĞAZI’NA SAKLANMIŞ BİR GARİP KÖY: GARİPÇE
13.08.2006 01:15:23 |
İstanbul'un Avrupa yakasından boğaz boyunca kuzeye doğru çıktığınızda, yedi tepeli İstanbul'un eteklerine saklanmış garip bir köye ulaşırsınız. Size kuş bakışı bakan kibirli beton binaları, bir kap-kaç haberine konu olmamak için çantanıza sıkı sıkı sarılıp güç bela yardığınız kalabalığı, her gün trafiğe katılan sekizyüz yeni taşıtın eklenmesiyle biraz daha arapsaçına dönen yolları, çöpleri, gürültüyü vs.yi geride bırakıp derin bir sessizliğin hüküm sürdüğü bu köye kendinizi can havliyle attığınızda, İstanbul sınırlarının çok uzağında olduğunuza da...
|
|
|
| |
|
|
FETHİ REİS’İN KUVİCASI
13.08.2006 09:17:29 |
(...) Az yorulmamıştı Fethi Reis. Ömrü kürek çekmeyle geçmişti. Bir motorlu teknesi hiç olmamıştı. Yakaladığı balıkları samat yapar, tesbih şeklinde dizer, sonra kuvica denilen otuz kilo balık alan sepete doldurur, kendisini çarşıya götürecek arabayı beklemeye koyulurdu. İşin zor kısmı Sürmene'ye geldikten sonra başlardı. Tüm mahalleleri, kuvica kolunda, kapı kapı dolaşırdı. Denizden kendisinin çıkardığı taptaze balıkları Sürmenelilerin ayağına kadar getirirdi. Herkes Fethi Reis'i tanır, getireceği taze balıkları beklerdi. Sattığı balıklar hep taz...
|
|
|
| |
|
Her Sayfada5 Kayıttan 4 Sayfada Toplam20 Kayıt bulunmaktadır.
|
|